EN ÖNEMLİ DERS!


A.İlter TURAN

SİYASET PENCERESİ

Mısır olaylarından sonra, 2013 yazının sakin geçeceğini düşünenlerin ciddi yanılgıya düştükleri konusunda tereddüt kalmamıştır. Mısır’ın Temmuz ayındaki cehennemi sıcağında insanlar değil meydanlara gitmeyi, öğle saatlerinde evlerinden çıkmaya dahi cesaret edemezler ama belli ki büyük bir ümitsizlik ve kızgınlıkla sokaklara dökülmüşler. En sıcak saatlerde kalabalık azalıyor, akşamüstü artıyor ama ne rejimin karşıtları ne de yandaşları meydanları hiç tamamen boş bırakmıyorlar. Giderek kutuplaşma temayülü gösteren gösterilerin ne zaman ve nasıl sonra ereceğini kestirmek mümkün değil. Ülkenin içine yuvarlandığı durumdan çıkması ise zor görünüyor.

         Tahrir Meydanında toplanan ahalinin istekleri, makul isteklerdi. İktisadi sıkıntıların azalmasını, iktidar partisinin sadece yandaşlarını kollamaktan vazgeçmesini ve devletin bireylerin yaşamına fazla müdahale etmesinden vazgeçmesini istiyorlardı. Mursi yönetimi uzlaşmacı bir yaklaşım sergileyemedi; Tahrir’de toplananlar da Mursi’nin istifasını istediler. Mursi bir süre sallandıktan sonra hükümette değişiklik yapacağını, yeni bir koalisyon kurmaya hazır olduğunu belirtti ama iş işten geçmişti.  Kendi siyasi konumunun giderek zayıflamakta olduğunu gören Mısır silahlı kuvvetleri gücünün iadesini sağlayacağını umduğu müdahale fırsatını yakalamıştı. Ordu idareye el koydu.

         Muhtelif defalar askeri yönetim altında yaşamış Türkiye darbelerin bir çözüm olmadığının bilincinde. Nitekim tüm siyasi partilerimiz Mısır’daki gelişmeleri onaylamadıklarını kesin bir dille ifade ettiler. Böylece, belki de farkında olmadan bir siyasi olgunluk sınavından geçtik. Maalesef, ülkeler başkalarının tecrübesinden fazla bir şey öğrenemiyorlar. Dolayısıyla Tahrir’deki kalabalık askeri yöntemlerle bir siyasi değişiklik yaşanmasını sevinçle karşıladı. Muhtemelen Mübarek’in gitmesine çalışanlar da aynı insanlardı. Bir vade sonra, bu defa da asker eliyle göreve gelen yeni kadroların gitmesi için meydanlara çıktıklarına şahit olursak, şaşırmayalım.

         Kamuoyumuzda yapılan değerlendirmeler ağırlıklı olarak Mısır silahlı kuvvetlerini kusurlu bulmak ve kınamak eğiliminde. Bu tepki anlaşılabilir olmakla birlikte, eğer yaşananlardan ders alınacaksa, üzerinde daha fazla durulması gereken konu Mursi’nin neleri yanlış yaparak ülkesinde demokrasiyi ilerletme fırsatını heba ettiğidir. Mursi’nin hataları sanırım birden fazla ders çıkarmamıza müsaittir. Fakat yeni kurulmakta olan birçok demokrasiyi, hatta ülkemiz gibi demokraside bir miktar yol almış olanları da ilgilendirdiği için biri üzerinde uzunca durmamız gerekiyor. İktidarlar sadece kendilerini iktidara getiren oyları verenleri değil, bütün toplumu siyaset sürecine dahil eden bir yaklaşımı benimsemek ve uygulamak zorundadırlar. Bunun için toplumla siyaset arasında kesintisiz bağlantı oluşturan, iletişim sağlayan yapıların geliştirilmesi; toplumdan yönetime-yönetimden topluma bilgi akışına imkan veren, fikir ve görüş alışverişini kolaylaştıran yöntemlerin oluşturulması, böylelikle insanlarda dışlanmışlık duygularının bertaraf edilmesi gereklidir. Bunlar yapılmazsa, insanlar yönetime yabancılaşır, bir süre sonra da ne pahasına olursa olsun değişmesini isterler. Mutsuzları o noktadan sonra sayısal üstünlük iddiaları ile durdurmak mümkün değildir. Sanıyorum, Mısır’dan alınabilecek en önemli demokrasi dersi budur!

 

Sitemizde yayınlanan makale, yazı, döküman, dosyalar ve resimler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Copyright © 2014 Ruyiad Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap