TEK KİŞİLİK BİLDİRİ

 

 

Prof.Dr.A.İlter TURAN

                                            SİYASET PENCERESİ

Gençlik yıllarımda sıkça bildiriler yayınlanır, ben de görüşlerimi yansıtanları imzalardım. Bazen yakın çevremden insanların hazırladığı  bildirilere, hatır kırmayı göze alamadığımdan imza atmışlığım da olmuştur. Zamanla bildirilerin, başlangıçta sandığımın aksine, etkili olmadığını gördüm. Sizin gibi düşünenleri bildiri yayınlayarak ikna etmeniz zaten gereksizdi. Tamamen karşı düşünce sahipleriyse ya bildiriyi okumuyorlar, ya da söylediklerinizi okudukça, kızgınlıkları artıyor, zihinlerindeki olumsuz tiplemeler çekmecesinin bir köşesinde size de yer ayırıyorlardı. Mücadelenize taraf olmayanlarsa, “off, yine başladılar!” diyerek durumu uzaktan huzursuzca izliyorlardı. Bir husus daha var. Ülkemizde konularına farklı olan bildirilere imza atanlar çoğunlukla aynı kişiler olabiliyor. Dava adamı diyebileceğimiz şahsiyetler, çok değişik konulardaki bildirileri imzalıyorlar. Tabii, böyle bir manzara, bildirilerin inandırıcılığını güçlendirmiyor. Bana sorarsanız, artık bildirilere imza atmamayı tercih ediyorum.

 

            Toplu imzayı gerektiren bildirilere imza atmamayı şiar edinmiş olmam, tek kişilik bildiri yayınlamama engel değil. DTP’nin kapatılması sonrasında bazı aydınlar içeriğini şahsen benimsediğim bir bildiri yayınladılar. Özüm ise, tek kişilik Bir bildiriyi aşağıda sizlere sunmaya karar verdi:

 

            Sayın Başbakanım, Bakanlarım,  Ana Muhalefet ve İkinci Muhalefet Partisi Başkanlarım,

 

            Anayasa Mahkemesi’nin DTP’ni kapatma kararı karşısında  alenen “çok güzel bir iş oldu” diyeniniz olmadığına göre, demokrasilerde parti kapatmanın arzulanan birşey olmadığının bilincindesiniz. Unutmayın, her birinizin bağlı olduğu siyasi temayülü temsil eden partiler de geçmişte kapatılmıştır. Herhalde o dönemleri hayırla yadetmiyorsunuz. Kaldı ki, sizlerin varlığının da kanıtladığı gibi, partilerin kapatılması temsil ettikleri düşünceleri ortadan kaldırmıyor. Bir miktar kadro kaybı oluyor, kapatılanların yerini benzerleri alıyor. Dolayısıyla demokrasimizi zedeleyen, ülkemize dünyada itibar kaybettiren parti kapatmalarının somut faydalar sağladığını söylemek isabetli değil. Ülkemizde iç barışın ve huzurun yerleşmesi, ancak tüm siyasi taleplerin demokrasilerde mevcut olağan siyaset kanalları içinde ifadesine imkan vermekle gerçekleşebilir. Siyasetin yeri dağlar, sokaklar değil, parlamentodur. Her şeyin söylenebilmesinden, tartışılabilmesinden korkmayalım. Bir ülkede bireylere tanınan özgürlükler ne kadar geniş ise, o ülkenin sorunlarını barışçıl yoldan çözme gücü o kadar yüksektir.

 

Sayın Büyüklerim,

 

DTP’nin kapatılmasını vesile ederek, başta siyasi partiler ve seçimle ilgili yasalar olmak üzere, tüm yasaları gözden geçirin, sık sık parti kapatma olayları yaşamamamızı, partilerimizin daha kolay parlamentoya girebilmelerini sağlayacak değişiklikleri yapın. Yürürlükteki yasaya göre siyasi haklarından mahrum kalan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un haklarını da iade edin.

 

            Bir ufak ricam daha var. Ancak demokratikleşerek aşabileceğimiz Kürt sorununu siyasi kazanç kapısı yapmayın; aranızda konuşun, tartışın, ortak zemin bulmaya uğraşın. Görüşmekten kaçınmayın. Birbirinize hakaret etmeyin. Parlamentoda şov yapmayın. Yaklaşımlarınıza saygı-sevgi hakim olsun. Çocuklarınıza, teslim aldığınızdan daha demokratik ve müreffeh bir Türkiye bırakmak zorunda olduğunuzu unutmayın.  Gelecekte nefretle değil, iyilikle anılın.

 

            Maruzatım bundan ibarettir,  efendim.

 

 

Sitemizde yayınlanan makale, yazı, döküman, dosyalar ve resimler izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Copyright © 2014 Ruyiad Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap